Duman

duman

Engin, televizyonu epey önce kapatmış olmasına rağmen hala büyülenmiş gibi ekrana bakıyordu. Filmin son sahnesini deyim yerindeyse soluksuz izlemiş, üzerinde yarattığı şok dalgasını henüz atlatamamıştı. Mutlak bir sessizliğin içinde, zifiri karanlıkta kıpırtısız oturuyor, boş bakan gözleri kararmış ekrandaki yansımasını zorlukla seçebiliyordu. Uzamış bakımsız sakallarından arda kalan sararmış suratı, burnuna emaneten konmuş havası veren yuvarlak gözlükleri ekranda hayal meyal görünseler de; bir haftadır üzerinden çıkarmadığı beyaz atleti neredeyse, “şimdi üçe kadar […]

Devamını Oku...

Vida

vida deli abdal

Bembeyaz bir duvarda, işlevsiz boş bir deliğim. Bir matkabın ısrarıyla yavaş yavaş başlayan varoluşum, hoyrat bir tornavidanın içimi boşaltmasıyla felce uğradı. Vidam, boynunda asılı tabloyla beraber benden çalınalı henüz çok geçmedi. İçimde parçalanmış bir dübel ve tarifsiz bir boşlukla kalakaldım. Bir zamanlar bütünken mutluluk kattığım bu küçücük evde varlığım bile hissedilmezdi. Şimdi herkes varlığımın farkında fakat maalesef bu kötürüm halimle onları rahatsız eden koca bir çirkinliğe dönüştüm. Ev sakinleri karşımdaki […]

Devamını Oku...

Kavanoz Dipli Dünya

deli abdal kavanoz kül

Kendinden emin yavaş yavaş ilerliyor. Ne onun, ne onu iten ellerin acelesi var. Hele benim hiç yok. Tekerler beton zemindeki çatlaklara girince, sağa sola doğru tatlı tatlı sallanıyorum. Yine de kafam bulunduğu yeri kaybetmemekte ısrarcı. Sadece yüzümün yönü değişiyor, o da azıcık… İnatçı olduğumu, canın çıkıp huyun çıkmadığını söylerlerdi… Artık çok geç de olsa, ilk defa onlara bu kadar hak veriyorum. Ellerim göbeğimin üzerinde huzurla kavuşmuş, yolculuğun en heyecanlı anını […]

Devamını Oku...

Diken Kardeşliği

diken kardesligi kaktüs deli abdal

Onu barda gördüğüm ilk andan itibaren sevmiştim. Yüksek masalardan daha da yüksekteki bir rafta duran onca çiçeğin arasında tüm naifliğiyle bana gülümsüyordu. Saksısında, fırça darbeleriyle boyanmış totem tanrılarına benzer ilginç figürler vardı. Uzun süre onun yakınına bile oturmadım. Tam karşıdan görebileceğim uzakta bir yerden güzelliğini izlemeyi daha anlamlı buldum. Hep neden diğer çiçeklerden farklı olduğunu düşündüm. Neden ilgimi o çekiyordu da başkaları değil? Diğerlerine tarafsız bir gözle tek tek baktım. […]

Devamını Oku...

Mor Muz

şeytan deli muz

Şehir üşüyor. Oda soğuk. Yorgan küçük. Ben de küçüğüm. Pencereyi kapıyorum. Karanlık yatağın içine sızarak yorganın altında kaybolma zamanı. Ayaklarım hep daha çok üşür. Yine öyleler. Isınmaları için yorgana sıkı sıkı sarıyorum. O zaman da terliyorlar, ama soğuk soğuk. Yatağıma sakladığım en sevdiğim oyuncaklarıma değiyorlar. Onlar da üşümüşler…Dertop olmuş, nefesimle ısınmaya çalışıyorum. Soğuk girdiğim yatağın yavaş yavaş ısınması… Beslenme çantamdan muz çıkması… İşte beni en çok mutlu eden iki şey! […]

Devamını Oku...

Son Sandalye

yalnızlık deli abdal sandalye

“Yalnızlık dediğin, eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır yalnızlık…” İskender Abi, Leyla ile Mecnun Müdavimi olma yolunda ilerlediğim bu mekanda tek başına olma hissini seviyorum. Daha önceleri böyle durumlarda etrafı inceler, gözlemler yapardım. Artık sadece kendimi dinliyor, daha iyi tanımaya, anlamaya çalışıyorum. Hem zaten insanın en çok kendisini anlamaya ihtiyacı yok mu? Neden burada olduğumu, neden her gün buraya gelip zaman geçirdiğimi kendime soruyorum. Bir şey ya da birini mi bekliyorum? Bir şeyden […]

Devamını Oku...

Hükümsüz

hükümsüz omurga deli abdal

Bir süredir hastanede röntgen sonucumu bekliyorum. O sırada yanımda oturan iki kişi tartışıyor, ister istemez kulak misafiri oluyorum, “Sen böyle bir şeyi nasıl yaparsın?” “Ya… Durum öyle gerektirdi, mecburen vermek zorunda kaldım adını.” “Ben asla böyle bir şey yapmazdım, nasıl bu kadar çabuk çözülüyorsun? Sende hiç mi onur yok? İnsanın bir duruşu olur, ben seni böyle bilmezdim…” “…” Ne hakkında konuştuklarını bilmiyorum ama son cümleyi duyduğum anda konuşmanın devamına kulaklarımı […]

Devamını Oku...

Mış Dünyası

deli abdal nosedive dünya

Şimdi bir süre gözümüzü kapatıyor, kendimizi artı ve eksilerimizle değerlendirerek beş üzerinden değerlendiriyoruz… Ne çıktı? Çok düşükse tabii ki söylemeyebilirsiniz 🙂 Tahminimce nerden baksanız en az üç buçuk, dört falan çıkmıştır. Peki, bir de tanıdığınız tanımadığınız herkesin size, sizin de onlara puan verdiğiniz bir dünyayı düşünmeye hazır mısınız? Durun daha gözünüzü açmayın, çünkü bitmedi! Üstüne, ortalamanızın tüm hayat akışınızı etkilediğini hayal edin. Yani tüm yaşamınızın başkalarının değerlendirmelerine göre şekillendiğini…Çok can […]

Devamını Oku...

Ceket

ceket Ceket konak

Çocukluğunu geçirdiği ancak hanidir ayak basmadığı o şehre sakin bir hayat sürmek üzere geri dönmüştü. Ailesinden kalan, kentteki örnekleri giderek azalmakta olan bahçeli ahşap bir evde tek başına yaşıyordu. Aradan geçen yirmi beş senede evin etrafı yüksek, karaktersiz binalarla dolup taşmıştı. Yine de terasta yüzünü gökyüzüne çevirip de yıldızları görebildiğinde, çocukluk anıları canlanır, sanki bu mahallede hiçbir şey değişmemiş gibi gelirdi. Döndüğünden beri onca müteahhitin ‘sat’ baskısına vakur bir şekilde […]

Devamını Oku...

Manifesto

manifesto deli abdal chopin

Ne zaman bir şeylerden uzaklaşmak, düşüncelere dalmak yahut güzel bir rüya görmek istese, kendini hep onu dinlerken buluyordu. Siyah beyaz bir fotoğrafta, piyanosunun başında uzaklara dalmış o güzel kadını. Kadının bakışlarında hüzün ağırlıkta olsa da tam tanımlayamadığı birkaç duygunun ortak yansıması vardı. Gözlerinin rengini hep yeşil hayal etmişti. Başka ihtimal yoktu, mutlaka öyle olmalıydı ! Sırf hayal kırıklığına uğramaktan korktuğundan, renkli fotoğraflarını araştırmaya hiç yeltenmemişti. Fotoğraf, tamamı bu piyanist tarafından icra edilmiş […]

Devamını Oku...

Umutlu Bekleyiş

umutlu bekleyis deli abdal

Uzun zamandır sadece dört bloktan oluşan, oldukça eski bir sitede oturuyorum. İstanbul’da son yıllarda yapılan ‘güvenlikli’, ‘havuzlu’, ‘lüks’ rezidanslardansa, bu bodur binalar bana çok daha değerli, ‘insani’ geliyor. Müteahhitlere fazla kar bırakmadığı için başına kentsel dönüşüm gelmemesine içten içe seviniyorum. Bu durumdan memnun olmayanların serzenişlerini dinlerken, bıyık altından gülümsüyorum. Salonun penceresinden dışarı baktığımda açık alana park etmiş arabaların, apartmanları çevreleyen ağaçların yanı sıra, mini minnacık bir de park görüyorum. Belediyenin […]

Devamını Oku...

Sabah Kahvesi

deli abdal sabah kahvesi

Günün erken saatleri olmasına rağmen Nişantaşı yine kalabalık. Çoğu işe yetişmeye çalışan vakti kıt insanlardan oluşan bu telaşlı topluluk, sonrasında yerini daha fazla zamanı olanlara bırakacak. Saatime bakıyorum, sekiz buçuk. Hemen her öğlen uğradığım, benim için artık alışkanlık haline gelmiş kafeye, bu defa sert bir sabah kahvesi içmek için yaklaşıyorum. Mekanın önündeki masalardan birinde, entelektüel görünümlü, altmışlarında birisi oturuyor. Genelde öğlenleri gördüğüm bu adamın, sabahın köründe burada olması beni şaşırtıyor. […]

Devamını Oku...

Site Footer

Sliding Sidebar