bob ross

Bob Ross’un büyülü dünyasından Photoshop’a…

“Belki de tam burada, küçük ağacın hemen yanında, tuvalde resim yapan yalnız bir bilgi işlemci vardır…” Klasik bir Bob Ross cümlesini biraz uyarladım. Yazımın başlığından da anlaşılacağı gibi bugün elma ve armut misali Photoshop vs. Bob Ross karşılaştırması yapacağım. İtiraf ediyorum : Photoshop’tan bahsedecek olmam, bu yazıda biraz olsun ‘teknoloji’ geçmesi gerektiği içindir. Bu yazının asıl konusu Bob Ross’tur.

Bob Ross ki tanıdığımız ilk bonus kafa olup, bizim çocukluğumuzun efsanelerinden ve elbetteki o zamanın TRT2’sinde yarım saat içinde yaptığı müthiş manzara resimleriyle travma nedenlerimizden birisiydi ! Tıpkı Beyaz Gölge’deki Coach Reeves’in -Coach Reeves’e baska bir teknoloji yazısında değineceğim, değinmezsem olmaz!- Türkiye’de basketbolu sevdirmesi gibi, Ross da Türkiye’de nice insanın evine ilk defa yelpaze fırça almasına neden olmuş, sonrasında ise hızına yetişemeyen bu kişilerce “ama çok hızlı resim yapıyor, hızına yetişemiyoruz” tadında hunharca eleştirilmiştir.

Aynı kişiler programın gece 00:30’daki tekrarını da izlemiş, ancak yine başarılı olamamışlardır. Elinde fırçası, fırçasında titanyum beyazıyla televizyona bakakalan resim sevdalısı Türkler oluşmasındaki payı azımsanamayacak kadar çoktur.

“Bu güzel kış evinde sarı bir ışık olabilir, evet işte aynen böyle…” derken içimizi ısıtır, sonrasında spatulasıyla bir ağaç gövdesini çekiverir, hayattan ve doğadan konuşurken “Resim Sevgisi”ni içimize usul usul zerk ederdi. Resim yapmayı çok basit bir şeymiş gibi göstererek bir an olsun herkeste “ben de yapabilirim!” hissini uyandırdığı için benim ‘gerçek’ kahramanlarımdan birisidir.

Günümüzün kahramanları ise genelde photoshop’lu resimlerde karşımıza çıkıyor. Peki nedir bu Photoshop ? Aynı Bob Ross’un resimlerine olan yaklaşımımız gibi “hmm bu programı ben de kullanabilirim” diyerek girişilen ve evet, çabalayarak öğrenilebilecek pixel bazlı fotoğraf işleme programıdır. Birçok noktada işimizi kolaylaştıran, sivilceli bünyeleri pir-ü pak eden, kara gözleri yeşil eyleyen, ehil ellerde sihirli dokunuşlara sahip bir programdır.

Şener Şen’in “Neşeli Günler” de sattığı jilet gibi : “En iyi program budur ! İngiltere Kralı,rahmetli Başkan Kennedy, taçsız Kral Pele, Beckenbauer, kaleci Maier, Nadia Comaneci, Brigitte Bardot, Fenerbahçeli Cemil… hepsi şöhretlerini bu programa borçludurlar !!!”

bob ross sener sen

Türkiye’de photoshop’u ilk defa kullanan birisi, genelde, yakın bir arkadaşının resmini cebren ve hileyle ele geçirip, aynı hevesle arkadaşını maymuna çevirmeye çalışır. Biraz uzmanlaşınca da bu maymunu yeniden insana çevirmekle zamanını heba eder. Evet, Photoshop’ta evrim teorisi her iki yönde de mümkündür ve ispatlanmıştır !

“belki bir zamanlar mutlu, gözleri ışıl ışıl parlayan bir Marilyn vardı ve size gülümsüyordu..”

marilyn-monroe-bob-ross
Aynı tuvalde olduğu gibi yoktan bir imge yaratılması süreci , photoshop’ta da vardır. Yoktan bir Marilyn Monroe yaratmak ya da var olan bir Monroe resminin benini yok etmek yahut o benin içine mikro bir dünya yerleştirmek photoshop’un sonsuz olasılıklar evreninde seçeneklerinizden sadece birkaçıdır.

Photoshop öğrenmek isteyenler için birkaç link paylaşıyorum, bunların yanında youtube’da her seviye için birçok video var. Bunlardan da faydalanabilir hayalinizdeki Marilyn’i yaratabilirsiniz :

Türkçe bir kaynak

https://phlearn.com/free-tutorials

http://www.photoshop.com/tutorials

Bob Ross ile başladım ve yine onunla bitireyim :

“Ortaya neşeli bir gökyüzü çıkıyor..işte..belki bizim dünyamızda şu köşede mutlu bir bulut yaşıyordur..”

Herkese neşeli bir gökyüzü ve mutlu bir bulut diliyorum !

deli-abdal-hikaye-blog-resim sevinci

 


 

Site Footer

Sliding Sidebar